Kategoriye göre Arşiv Kanuni Sultan Süleyman I. (1520-1566)

Kanuni Sultan Süleymanın Hayatı

Kanuni Sultan Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman 6 Kasım 1494 yılında Trabzon’da Dünya’ya gelmiştir. Babası Yavuz Sultan I. Selim, Annesi Ayşe Hafsa Sultan (Valide Sultan)’dır. Kanuni Sultan Süleyman çocukluğundan itibaren özel bir eğitim ve terbiye almıştır. Eğitimini ilk olarak annesi (Ayşe Hafsa Sultan) ve ninesinden (Gülbahar Hatun) almıştır. Daha sonra ilk okul çağına geldiğinde (7 yaşına) eğitim için İstanbula Dedesinin yanına gönderilmiştir II. Bayezıd. 15 yaşına kadar eğitim dışında babası Yavuz Sultan Selimin yanından hiç ayrılmayan Kanuni daha sonra kanunlar gereği sancak beyliğine atanmıştır. İlk olarak Karahisara atanan Sultan Süleyman daha sonra Boluda kısa süre görev yaptıktan sonra son olarak Kefeye gönderilmiş (1509) Dedesi II. Bayezıdın ölümü üzerine babası Yavız Sultan Selim Osmanlı tahtına geçmiş ve Şehzade Süleymanı İstanbula getirtmiştir. Daha sonra Şehzade Mehmet Manisa Valiliğine atanmıştır. Şehzade I. Süleyman babası I. Sultan Selimin oğullarıyla mücadelesinde babasının yanında ona destek olmuştur. Sultan Selim Mısır seferinden döner dönmez batıya sefer düzenleyerek Edirneye doğru yola çıkmıştır. Sefer sırtında çıkan çıbanın intihaplanması sebebiyle Sultan I. Selim Edirne yolunda Başhekim Ahmet Çelebi (Çorlu)’da tedavi görmüştür fakat yara iyileşmemiştir. Yavuz Sultan Selim ümidini iyileşmekten ümidini keserek Vezirlerini yanına çağırtarak vasiyetini açıklamıştır. Öleceğini anlayan Sultan I. Selim Manisa valisi Oğlu Şehzade Süleyman’ı yanına çağırtmıştır fakat Şehzade Süleyman gelmeden vefat etmiştir (22 Eylül 1520). Yavuzun ölümü Osmanlı hükümdarlığının 10. Padişahı Sultan Süleyman gelene kadar gizli tutulmuştur. I. Süleyman kadırgada İstanbula ayak bastığında yeni padişahın gelişi ve Yavuz Sultan Selimin ölümü halka duyurulmuştur. Babası Yavuz Sultan Selimin ölümü üzerine 30 Eylül 1520′de 25 yaşındayken tahta geçen 10. Padişah Kanuni Babası tarafından kendisine miras bırakılan büyük bir hükümdarlık ve büyük bir hazine bulunmaktaydı. Babası tarafından hazırlanan bu sağlam zeminler üzerine kurulu olan bu hükümdarlığa Kanuni Sultan Süleyman 45 yıl 3 ay 7 gün hükmetmiştir. Saltanatının 2745 gününü (7,5 sene) at sırtında geçiren Kanuni seferden sefere gitmektedir.

+Devamını Oku

Hürrem Sultanın Hayatı

Hürrem Sultan

Hürrem Haseki Sultan (d.1506 Lehistan, ö.15 Nisan 1558,İstanbul) Osmanlı padişahı I.Süleyman’ın nikahlı eşi ve sonraki padişah II.Selim’in annesidir.
Osmanlı sarayına gelene kadarki hayatına dair kesin bir bilgi yoktur. Lehistan Krallığı’nın sınırları içerisinde bulunan Rohatyn’da doğdu . Henüz 14 yaşındayken 1520 yılında Tatar akıncılar tarafından kaçırılmış ve Kırım hanının himayesine girmiştir. Daha sonra Osmanlı sarayına sunulmuştur.16.yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu ama daha sonra 19.yüzyıl Ukrayna kayıtlarına göre Anastasia Polonyalıların geleneğinde , Alexsandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan olarak bilinir ; Türkçe’de anlamı neşeli ve soylu demektir. Hürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni Sultan Süleyman Manisa’da sancak görevinde ve Mahidevran Sultan ile evliydi. Bu evliliğinden Mustafa adında bir çocukları vardı. Hürrem güzelliğiyle ve zekasıyla , Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta çıkışından kısa bir süre sonra dikkatini çeker. Hürrem, Kanuni Sultan Süleyman ile ilişkisinden Mehmet adında bir Şehzade doğurur ve sarayda etkili olmaya başlar . Hürrem Sultan ve Mahidevran Sultan arasında entrika dolu bir rekabet başlar .
Mahidevran Sultan tahtın veliahtı gözüyle bakılan Şehzade Mustafa’nın annesi olarak Ayşe Hafza Sultan’ın ölümünden sonra haremi yönetmek ister ama Şehzade Mehmet’ten sonra Selim, Bayazid, Cihangir adlı 3 şehzade ve Mihrimah adlı kız çocuk dünyaya getiren Hürrem Sultan, haremi ona bırakmaz ve tüm kontrolu ele geçirir.
Hürrem Sultan kendi şehzadelerinden birinin tahta geçmesini istiyordu. Ama bunun önünde iki büyük engel

+Devamını Oku

Mihrimah Sultanın Hayatı

Mihrimah Sultan

Mihrimah Sultan, 1522 yılında Topkapı Sarayı’nda Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın evliliğinden dünyaya gelmiştir. Mihrimah Farsça’da güneş ve ay demektir. Kanuni Sultan Süleyman Mihrimah’ı çok sever , her istediğini yerine getirirdi. Mihrimah iyi bir saray eğitimi görmüş ve çok iyi yetiştirilmişti hatta Kanuni Sultan Süleyman ile savaş meydanlarında görünmüştür.
Mihrimah Sultan 17 yaşına geldiğinde adet gereği evlendirilmek istenir ve iki talibi vardır; biri Diyarbekir Valisi Rüstem Paşa diğeri ise Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan evli ve 50 yaşındadır ama Mihrimah’ı çok sevdiği rivayet edilir. Hürrem Sultan devlet işlerinde etkili olmak için kızını Rüstem Paşa’yla evlendirir. Rüstem Paşa bu evlilikten sonra sadrazam oldu. Düğünleri Şehzade Bayezid ve Şehzade Cihangir sünnet düğünleriyle birlikte coşkuyla kutlandı. Mimar Sinan da Mihrimah’a kavuşamamıştır ama olan aşkı sanatına yansımıştır. İstanbul’un gözde mekanlarından Üsküdar’a Mihrimah Sultan adında bir cami yapması istenir ve 8 yılda bitirdiği camiye bir kadın silüeti verir. Mimar Sinan’ın Mihrimah’a olan aşkı bugün de konuşulmakta ve üzerine yazılar yazılmaktadır.
Annesi öldükten sonra annesinin yaptığı gibi Kanuni Sultan Süleyman’ın danışmanlığını yapmıştır ve kardeşlerine Valide Sultanlık yapmıştır. Kanuni öldükten sonra tahta geçen II. Selim’e de danışmanlık yapmış hatta annesi Hürrem Sultan gibi Lehistan kralına mektuplar yazmış, devlet yönetiminde de rol oynamıştır.
Mihrimah Sultan 1578 yılında yeğeni III. Murat’ın saltanatı sırasında öldü ve babası Kanuni Sultan Süleyman’ın Süleymaniye Camii’ndeki türbesinde yanı başına gömüldü. Mihrimah Sultan yaşadığı dönemde camiiler , medreseler , hastane, çeşme ve hamamlar yaptırmıştır. Büyük bir servet sahip olduğu rivayet edilir hatta Kanuni Sultan Süleyman’ın Malta’ya sefer yapması halinde kendi servetiyle 400 gemi yaptıracağı iddia edilir.

+Devamını Oku

Kanuni Sultan Süleyman Türbesi

İstanbul Eminenü ilçesi Süleymaniye camiinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman Türbesi Eşi Hürrem Sultanın Türbesinin hemen yanında Süleymaniye camiinin avlusunda bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar Seferinde Zigetvar kalesinin Fethedilişi sırasında 6-7 Eylül 1566 tarihinde vefat etmiştir. Kalenin düşmesinden bir kaç saat önce vedat eden Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar kalesinin fethedilişini görememiştir. Sokullu Mehmet Paşa Kanuninin şehit olduğunu askerler arasında karışıklığa yol açmamak için ordusundan saklamıştır. Kanuninin iç organları şehit olduğu yere gömülmüştür. Sefer dönüşü sırasında Belgratta Kanuninin vefatı askerlere söylenmiş Belgratta kılınan cenaze namazı sonrası 400 kişilik bir tabur asker eşliğinde, Vezir Ahmet Paşa’ nın kamutasında Kanuni Sultan Süleymanın naaşı istanbula getirtilmiştir. İstanbul’da Süleymaniye camiinde tekrar kılınan cenaze namazı sonrası Süleymaniye camii mihrabının tam önüne gömülmüştür. Süleymaniye camiinin avlusunda Eşi Hürrem Sultan dışında oğlu Sultan II Selim, II Ahmed ve Hasekisi Rabia Sultan, Kızı Mihrimah Sultan, II Ahmedin kızı Asiye Sultan, II Süleyman ve Annesinin türbeleri yer almaktadır. Süleymaniye Camiinin 2009 yılında kapsamlı Restorasyon çalışmaları sırasında hepsi özgün halinde restore edilerek gelecek nesillere aktarılması konusunda büyük bir çalışma yapılmıştır.

+Devamını Oku

Ayşe Hafsa Sultan-Valide Sultan

Kanuni Sultan Süleymanın annesi ve Yavuz Sultanın eşi Ayşe Hafsa Sultan (Âyişe Hâfize Sultan, عایشه حفصه سلطان) ,Ö: Valide Sultan, 1479 – D: 19 Mart 1534), yılları arasında hayata gözlerini yummuştur. 1520 yılında Kanuni Sultan Süleymanın tahta çıkmasıyla birlikte Ayşe Hafsa Sultan Valide Sultan olarak anılmaya başlamıştır. Osmanlı padişah anneleri arasında ismi Valide Sultan olarak anılan tek padişah annesidir. Bu dönemde Kanuni Sultan Süleymanın eşi Hürrem Sultan ile evlenmiştir. Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan ve Annesi Valide Sultanın görüş ve düşüncelerine çok önem verdiği sık sık her ikisinede danıştığı bilinmektedir. Oğlu Kanuni Sultan Süleymanın sancakbeyliği döneminde uzun seneler Manisa’da kalan Valide Sultan’ın kendi adına yaptırdığı daruşifai hamam sıbyan mektebi, imaret ve hankah’tan meydana gelen Külliye bulunmaktadır. Bunların dışında manisa’da birde mescid yaptırmıştır bu eserin adı bimaristanı ile ünlüdür. Valide Sultan inşa ettirdiği yapıların devamlılığı için Urla’da bulunan çiftliklerinden gelen paralarını bu eserlerin inşaasına aktardı. 15 yıl valide Sultan olarak kaldıktan sonra 19 Mart 1534 tarihinde ölmüştür.

+Devamını Oku

Kanuni Sultan Süleymanın Şiirleri

Yavuz Sultan Selimin oğlu Kanuni Sultan Süleyman 10. Osmanlı Padişahı (Osmanlı Türkçesi: سليمان اول, Süleyman-ı evvel)
Duygusal yönüylede bilinen padişah Sultan Süleymanın bir çok şiiri bulunmaktadır. Osmanlı döneminde şiirin büyük üstadlarındanda ( Klasik şiirin ustası Fuzûli ve Şairler Sultanı Bakî) ilham almıştır.

Yazdığı Şiirler

Bu şiir Kanuni Sultan Süleyman tarafından Padişalık yaptığı dönem boyunca Süleymanın yanında ve en büyük destekçilerinden biri olan Eşi Hürrem Sultana yazılmıştır.

Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım

Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım

Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im
Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım

Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim
Azizim, Yusuf’um varım, gönül Mısr’ındaki hanım

Stanbulum, Karaman’ım, diyar-ı milket-i Rum’um
Bedahşan’ım ve Kıpçağım ve Bağdad’ım, Horasanım

+Devamını Oku

Kanuni Sultan Süleymanın Eşleri

Gülfem Hâtûn ve Çocukları:

Polonyalı Anna yada Gülfem hatun, 1512 ile 1515 yılları arasında Şehzade Murad’ı doğurduğu ve saray cariyelerinden geldiği söylenmektedir. Şehzade 1-2 yaşlarında hastalanıp vefat etmiştir. Gülfem Hatun 1-2 yıllık sultanlığından sonra da yaşamına sarayda hareme yardım ederek devam ettirmiş ve yine gözlerini sarayda kapamıştır. Toplamda Kanuni Sultan Süleymanın 4 eşi olduğu bilimektedir. bunlardan ilki Gülfem Hâtûn’dur …………………………………………………………………………………………………………………………….


Fülâne Hâtûn ve Çocukları:

Şehzade Mahmud ‘un annesi Manisa saraya 1511 girdiğindeki adı hiç değişmemesi üzerine Arap asıllı olduğu düşünülmektedir. I.Süleyman’ın Manisa Valiliği sırasında sunulduğu da sayılmaktadır. 1512 yılında Şehzade Mahmud ‘u doğurduğu görülüyor. Fakat I.Süleyman çocuk yaşlarda olduğundan dolayı Fülane Hatun ve Şehzade Mahmud ‘la ilgilenmediği ve Arnavut güzeli Mahidevran Sultan’ın I.Süleyman’a sunulmasıyla güzelliği ve zekasıyla I.Süleyman’ı etkilemiş ve üstüne bir de Şehzade Mustafa’yı doğurunca Fülane Hatun gözden düşmüştür. Şehzade Mahmud Veliaht konumda iken Kanuni’nin heryerde Veliahtı Şehzade Mustafa’yı göstermesi Fülane Hatun’un gözden düşmesine örnek sebeplerdendir.


Mahidevran Sultan ve Çocukları :

Abdullah kızı Mahidevran Sultan ya da Mahidevran Gülbahar Sultan (d.1498-ö.1580) Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi ve Şehzade Mustafa’nın annesi. Mahidevran Sultan 1498 yılında Arnavutlukta doğmuştur. Kanuni tahta çıkmadan önce Manisa valisi olarak görev yapmaktayken gözdeleri arasına girmiştir. 1515 yılında Kanuni’nin en büyük erkek çocuğu olan Şehzade Mustafa’yı dünyaya getirdi. 1520 yılında eşinin padişah olması üzerine çocuğuyla birlikte İstanbul’a geldi. Bu sırada Hürrem Sultan saray haremine girmişti ve kısa zamanda Kanuni’nin en sevdiği eşi haline gelmişti. 1521 yılında Hürrem Sultan da’ Şehzade Mehmed dünyaya getirdi.


Haseki Hürrem Sultan ve Çocukları:

Şehzade Mehmet’ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir adlı 3 şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirdi. Çocuklarını büyütürken ileride oğullarından birinin tahta geçmesi için önlerindeki engelleri kaldırma mücadelesi verdi. Kanuni’nin nikahlı eşi. Hürrem Sultan’ın saraya gelişi ve Kanuni ile tanışması hakkında kesin bilgiler yoktur. Hürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni’nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan’dan Mustafa isimli bir oğlu vardı. Sarayın en nüfuzlu kadını padişahın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikinci derece nüfuzlu kadın Mahidevran Sultan idi. Hürrem, saraya girdikten sonra Kanuni ile ilişkisinden 1520/21’de Şehzade Mehmet dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan saraydaki en nüfuzlu üçüncü kadın durumuna geldi. İki haseki arasındaki rekabet, bir gün kavgaya dönüşmüştür. Hürrem Hatun bu kavgayı çeşitli entrikalarla aleyhine çevirmiştir. Pek çok yazara göre bu olaydan sonra gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533’de Manisa valiliğine atanan oğlu Şehzade Mustafa’nın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan, onun yerini aldı. Mahidevran ile Hürrem arasındaki mücadelede Mahidevran Sultan’ı tuttuğu düşünülen ve oğlu üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenen Valide Hafsa Sultan’ın 1534 yılındaki ölümü ile Hürrem’in saraydaki

etkisi daha da artmıştır. Fakat Valide Sultan’ın ölümünden sonra Mahidevran Sultan veliaht annesi olduğu ve Şehzade Mustafa’nın tahta çıkmasına kesin gözle bakıldığı için Valide Sultan’lığa hazırlanmaya başlamıştır. Şehzade Mustafa’nın Kanuni’nin en büyük oğlu olması ve sevilen bir şehzade olması nedeniyle babasından sonra tahta çıkması bekleniyordu. Ancak Kanuni 1553 yılında oğlu Mustafa’yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla boğdurttu. Hürrem Sultan’ın Kanuni’yi bu kararında etkilediği inancı yaygındır. Mahidevran Sultan, eşi tarafından ölüme terkedilmişti.Fakat Hürrem Sultan’ın oğlu Sarı Selim tarafından maaş bağlatmış,ev almıştır.Sarı Selim, Şehzade Mustafa ve Mahidevran Sultan’ın türbesini yaptırmıştır.Hürrem Sultan’ın ölümü üzerine Hürrem Sultan’ın oğlu II. Selim tahta çıktıktan sonra Mahidevran Sultana maaş bağlattı. Mahidevran Sultan’ın Şehzade Mustafa ile birlikte Manisa’ya Sancak Beyliği görevi için gönderilmesi, sarayda Hürrem Sultan’ın kalması ve Valide Sultan olan Ayşe Hafsa Sultan’ın ölümü Mahidevran Sultan’ın gücünün azalmasına, yoksul ve zorlu bir hayat yaşamasına neden olmuştur. 1580′li yıllarda Bursa’da oğlunun Türbesi başında vefat etmiştir.

+Devamını Oku

Kanuni Sultan Süleyman Sözleri

Kanuni Sultan Süleyman Sözleri

 Denizde savaşmadan, karada fetih olmaz.

Altın ver, altın ver ki görsünler hazinenin kudretini.

Halk içinde devlet kadar itibarlı bir başka şey yoktur ama, dünyada bir nefeslik sıhhat gibi saadet ve zenginlik olmaz.

Kılıcın yapamadığını adalet yapar.

Bir sapkın Divanımıza gelir ve Peygamberimiz hazretlerinin yüksek fanına gölge düşürür, saçma sapan konuşmaya cürret eder ve saçmaladığı delillerle isbat edilip susturulamaz, çıkar gider. Buna sebep nedir?

Bre Hasancan, devletin işi görmezden gelmek değildir. Elbet zulmedenler saptanıp cezasını çekecektir.

Hiçbir şeyi ben yaptım deme. Ele geçirdiğin tüm kaleler, kazandığın tüm başarılar Allah’ın bir lütfudur.

Kafirin tedbiri bizi yolumuzdan çeviremez. Rodos illa alınacaktır. Yiğitlik bu mudur? Niçin gayret göstermezsiniz? Rodos şiddetli topçu ateşi ve hücumlarımız karşısında hala ayakta sallanıyor da neden bir türlü düşmüyor?

Dünya bir hayaldir.

Bre Hayrettin bir kulun ömrüne bu kadar az zamanda bu kadar çok fütuhat düşmez. Siz in misiniz yoksa cin misiniz? Bana ister manzum ister mensur bir eser yaz ben de haine-i amiremde saklayayım ki bizden sonra gelecek nesillere ibret ve ders olsun. (Barbaros Hayreddin Paşa’ya Gazavat-ı Hayrettin Paşa’yı yazdırmak için fermanı)

Bu ne güzellik, bu ne yüz, bu ne kokudur? Aklım saçının kokusuyla doludur, Muhibbi (Kanuni) ansızın divane oldu, bu ne aşk, bu ne dert, bu ne huydur? (Hürrem Sultan’a atıf şiirlerinden biri)

+Devamını Oku